"Ortak Program'dan Çok Etkilendim"
Ortak Program'ın yürütücüsü BM Nüfus Fonu-UNFPA Türkiye Temsilciliği görevine yeni atanan Dr. Peer Sieben küresel ölçekte yeni bir kavram olan 'kadın dostu kent' üzerine kurulu Ortak Program'ın başarıyla yürütülmesinin, kadınların ve kız çocuklarının haklan ve ihtiyaçları konusun-da farkındalığın ve kadınların karar mekanizmalarına katılımlarının artırılmasına önemli katkı sağlayacağına inandığını ifade etti.
Kadın Dostu: Birleşmiş Milletler Ortak Programı sizin için ne anlam ifade ediyor ?
Sieben: Türkiye'de göreve başladığımda buradaki faaliyetlerimiz konusunda bilgilendirilirken bana Birleşmiş Milletler Ortak Programı anlatıldığında en çok etkilendiğim nokta; Program'ın bütün BM kuruluşlarının ve 8 ülke büyükelçiliğinin desteğini alması ve İçişleri Bakanlığı, valilikler, belediye başkanlıklarının yanı sıra özel sektör ile ortak çalışması oldu. Üstelik 'Kadın Dostu Kent' gibi küresel ölçekte de yeni bir yaklaşımın üzerine kurulu Program'ın 6 pilot ilde başarıyla yürütülüyor olması da kadınlar ve kız çocuklarının gereksinimleri ve haklan konusunda farkındalığın ve kadınların karar mekanizmalarına katılımlarının artırılmasına büyük katkı sağlayacağına inanıyorum. Ortak Program, ayni zamanda, Birleşmiş Milletler in temel ilkelerinden biri olan "Kadın-erkek eşitliğinin tüm dünyada sağlanmasına destek olma" ilkesine de katkıda bulunan bir Program. Bunun yanında, Birleşmiş Milletler in Binyıl Kalkınma Hedefleri arasında üçüncü sırada yer alan, "Kadın-erkek eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi" hedefinin Türkiye'de gerçekleştirilmesine ve Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne giriş sürecini kolaylaştırılmasına da katkıda bulunuyor. Bu katkı da, kadın-erkek eşitsizliklerinin, dolayısıyla da uzun vadede yoksulluğun azaltılması, eğitim düzeyinin yükseltilmesi, var olan çalışma gücünün daha verimli bir şekilde kullanılabilmesi ve de Türkiye'de yaşayanların sağlıklarının iyileştirilmesi olarak hayata geçecek.
Kadın Dostu: Gerek yasal gerekse de sosyal ve ekonomik yönden Türkiye'de kadının statüsü hakkında ne düşünüyorsunuz ?
Sieben: Türkiye'ye çok yeni gelmiş olmakla birlikte kısa sürede ülkede kadınların statüsü konusunda yapılan çalışmaların çeşitliliği ve çabalar konusunda şaşırdığımı söylemem gerekiyor. Türkiye'ye gelirken özellikle toplumsal cinsiyet konusunda deneyimlerimi aktarabileceğim bir ortam bula-cağımı düşünüyordum ama yapılan çalışmaların tahminimin çok ötesinde olduğunu itiraf etmeliyim. Türkiye'de kadınlar ve kız çocukları eğitim olanaklarına erişim, iş yaşamı ve siyasetteki eşitsizlik, şiddet ve sosyal dışlanma gibi güçlüklerle boğuşmaya devam ediyorlar,
Gözlemlediğim kadarıyla Türkiye'de kadınların statüsü farklı alanlarda farklı düzeylerde. Örneğin yasal alana bakıldığında, özellikle son yıllarda kadınların statüsünün yükseltilmesine yönelik, çeşitli kanunlarda kadınların lehine değişiklikler yapılmış. Şimdi önemli olan bu değişikliklerin hayata geçirilebilmesi ki, bu da kadınların toplumsal hayatta daha fazla yer almalarına yol açacak. Kadın-erkek eşitliğiyle ilgili istatistikler bence yeterince açık. Size birkaç örnek vereyim. Okur yazarlık oranı erkeklerde kadınlardan yüzde 13 daha yüksek. Yüksek öğrenimde bu fark yüzde 10 ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da 6 ila 14 yaş arasındaki kız çocuklarının bir çoğu okula gitmiyor. Çalışma yaşamına baktığımızda, kadınların katılımı yüzde 24-25 iken, erkeklerde bu oranın yüzde 74 olduğunu görüyoruz. İşverenlerin yalnızca yüzde 1.1'i kadın ve milletvekillerinin yalnızca yüzde 9'u kadın. Kadına karşı şiddet de Türkiye'de önemli bir problem oluşturuyor. Şehirde yaşayan kadınların yüzde 30u ve kırsal kesimde yaşayanların yüzde 55i, kadın kocasıyla tartışırsa, fazla para harcarsa ya da çocuklarla ilgilenmezse, dayağın haklı olduğuna inanıyor. İstatistiklere bakıldığında yine bazı alanlarda kadınların durumunun birçok batılı ülkeden daha ilerde olduğunu görürken, bazı alanlarda ne yazık ki daha fazla ilerleme gerekiyor. Örneğin halen kadınların yaklaşık yüzde 20'si okuma yazma bilmezken, avukat, hekim, akademisyen, mühendis kadınların oranları birçok batılı ülkenin önünde. Ama Türkiye genelinde çalışma yaşamına bakıldığında ne yazık ki çalışan nüfus içinde kadın oranı yüzde 25 civarında. Bu oran kentlerde daha düşük ve yoksulluktan kadınlar daha fazla ve farklı şekillerde etkileniyor. Karar mekanizmalarına bakıldığında da kadınların oranlarının düşük olduğunu görüyoruz. Örneğin siyasette kadına bakıldığında, parlamentoda kadın oranı yüzde 9. Tüm bu istatistikler bir yana Türkiye'de hem kamu sektöründe hem de sivil toplum alanında kadınların statüsünün daha da yükseltilmesi için çeşitli çalışmalar sürüyor ve bu çalışmaların sonuçlarının bir kısmı şimdiye kadar alınmış, bir kısmı da yıllar içinde alınacak. Çok kısa bir süredir Türkiye'de olmama rağmen şimdiye kadar öğrendiklerim, kadınlara ilişkin yapılan tüm çalışmaların özellikle Türkiye'nin gelişiminde ve demokratikleşme sürecinde çok önemli rol oynayacağını söylüyor.
Kadın Dostu: Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlendirilmesi için Türkiye'de ne tür faaliyetler yürütüyorsunuz ?
Sieben: UNFPA neredeyse 40 yıla yakın bir süredir Türkiye'de çalışan bir BM Örgütü. Yıllarca başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere çeşitli kamu kuruluşları ve STK'larla özellikle kadın sağlığına ilişkin programlar yürüttük. Aile planlaması, cinsel sağlık, üreme sağlığı konusunda özellikle kadınların durumu daha ön plana çıkartan projeler ve programlar uygulandı. Son beş yıldır ise yukarıda bahsettiğim konuların yanı sıra toplumsal cinsiyet eşitliği ve özellikle de kadına yönelik şiddetin önlenmesine yönelik ayrı programlar başlattık. Bu programlarda kadınların güçlendirilmesinin yanında erkeklerin de sürece katılımlarına ilişkin çalışmalara da yer vermeye başladık. Örneğin Türk Silahlı Kuvvetleri ile her yıl yaklaşık 500 bin er ve erbaşa ortaklaşa düzenlediğimiz bir günlük zorunlu eğitimlerin içinde 1 saatlik özel bir toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına karşı şiddetle mücadele dersi verilmekte. Bu özel program dışında hem kendi ülke programımızdan desteklediğimiz hem de Avrupa Birliği finansmanları ile yürüttüğümüz kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve Türkiye’de bu konuya ilişkin önleme mekanizmalarının oluşturulmasına yönelik projelerimiz bulun-makta. Tüm bu programların içinde bizim için özel olan ise Türkiye’de kadın ve kız çocuklarının insan haklarının geliştirilmesine yönelik BM Ortak Programı. Bu projenin en önemli tarafı tüm programın yerelde gerçekleştiriliyor olması.
Ortak Programın hedefi, yerel yönetimlerin, devletin, sivil toplumun ve tüm ilgili kurumların kapasitelerinin geliştirilmesi aracılığıyla, kadın ve kız çocuklarının insan haklarının korunması ve geliştirilmesine yönelik olarak etkili politikaların ve programların geliştirilip, uygulanabilmesidir.
Bu hedefe de aşağıdaki stratejilerle ulaşacağız:
- Kadın ve kız çocuklarının haklarının korunması ve geliştirilmesi için uygun ortamın (planlar, programlar, politikalar ve yasalar) yaratılması,
- Kadın ve kız çocuklarına kaliteli hizmet tasarlama ve sunmaya yönelik olarak yerel yönetimlerin kapasitelerinin geliştirilmesi,
- Kadın ve kız çocuklarının güçlenmesine yönelik olarak, kadın-erkek eşitliğini savunabilmeleri, proje yönetebilmeleri, kaynak sağlayabilmeleri ve yerel yöne-timlerle başarılı etkileşim sağlaya-bilmeleri için yerel sivil toplum kuruluşlarının kapasitelerinin geliştirilmesi,
- Halkın kadın ve kız çocuklarının hakları konusundaki bilinçlenme düzeyinin artırılması.