|
Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı’nın yanı sıra Sabancı Üniversitesi, Sakıp Sabancı Müzesi ve Hacı Ömer Sabancı Vakfı (VAKSA) gibi Türkiye’nin sosyal, eğitim ve kültür hayatına önemli katkılar yaratan önde gelen kurumlarının Mütevelli Heyetlerinin Başkanı da olan Sayın Güler Sabancı, toplumsal duyarlılık programlarına olan des-teğini sürdürüyor. Sayın Sabancı’nın Mütevelli Heyeti Başkanı olduğu VAKSA, doğrudan yapacağı katkılar ve sağlayacağı hibe programları sayesinde, Ortak Prog-ramın sonuçlarının kalıcı olarak geniş kitlelere ulaşmasına önemli bir destek sağlıyor. Sayın Sabancı bültenimiz için VAKSA’nın insani kalkınma alanında oynadığı öncü rolü değerlendirdi, hedeflerini açıkladı.
Bülten: Türkiye’de bir ilki oluşturan “Birleşmiş Milletler Kadınların ve Kız Çocuklarının İnsan Haklarının Ko-runması ve Geliştirilmesi” Ortak Programına önemli bir destek sağlıyorsunuz. Bu konudaki çalış-malarınızda sizin için ana belirleyici unsurlar neler oldu? Güler Sabancı: Hacı Ömer Sabancı Vakfı (VAKSA) olarak çalışmalarımızı herkes için daha iyi bir yaşam standardı oluşturulması hedefi üzerinde yoğunlaştırıyoruz.
Birleşmiş Milletler'e (BM) bağlı kuruluşlar, İçişleri Bakanlığı ve Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği (KA.DER Ankara)‘nin içinde bulunduğu ve tek yerden yönetilen "Kadınların ve Kız Çocuklarının İnsan Haklarının Korunması ve Geliştirilmesi Ortak Programı" bir toplumsal kalkınma ve insani gelişim projesidir. Biz kadının sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik alanlardaki konumunu güçlendirmeye yönelik olan bu projeyi Türkiye’nin kalkınması yolunda önemli bir adım olarak gördük. Bu nedenle projede yer almaktan gurur ve mutluluk duyuyoruz. Sabancı Üniversitesi’nin de programa katılmasıyla, projeye akademik açıdan katkı sağlanacak olması ve geniş kitlelere eğitim, konferans ve seminerler düzenlenerek programın zenginleşti-rilmesinin amaçlanması da kararımızda etkili oldu. VAKSA’nın sağlayacağı maddi im-kanlarla Ortak Program kapsamında yürütülen projelerden en başarılı olanlarının hayata geçirilmesi için destek olunması ve yeni yaratılacak projelere de destek verilmesine fırsat tanınacak olması katılım kararımızda önemli bir belirleyici unsur oldu.
Bülten: Toplumsal kalkınmaya yönelik çalışmalar, özellikle de kadınlara yönelik çalışmalar sizin için ne ifade ediyor? Sabancı: Son yıllarda, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, kadın ve kız çocuklarının insan haklarının korunması ve geliştirilmesine yönelik önemli yasal değişiklikler gerçekleştirildi. Ancak, bu yasal değişikliklerin uygu-lamaya konulması yetersiz kaldı. Toplumdaki eşitsizliklerin sadece doğrudan kadınları etkilemediği, bunun sonucu olarak, aynı zamanda tüm toplumun olumsuz etkilendiği düşü-nülmektedir. Toplumda değişimciliğin önemli bir unsuru olan kadınların hakları iyileştirilmediği sürece ‘Herkes için daha iyi bir gelecek’ hedefine ulaşılması da son derece zorlaşıyor. Kadının gelişen şartları aynı zamanda tüm toplumun gelişimini olumlu yönde etkileyecektir. Kadınlara yönelik çalışmalar denince aklıma, ilk olarak eğitim geliyor. Eğitimli insanlar yeniliklere ve değişimlere daha açıktır ve daha kolay uyum sağlar. Dünya değişiyor ve bizim de gelişmemiz ve daha ileriye gidebilmemiz için bu değişime ayak uydurmamız gerekmekte. Kız çocuklarının eğitilmesinin yoksulluğu önleme ve kalkınmayı sağlamada kritik önemi olduğu bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur. Yerel yönetimler ve eğitim kurumları, nüfusun yarısını oluşturan ve yerel hizmetlerin asıl kullanıcıları olan kadınların eğitimi ve toplumsal hayata katılımını sağlamak üzere, kadınların zaman yönetimini de göz önüne alarak, plan yapmalıdırlar. Kadınlara yönelik çalışmalar; kadına karşı her türlü ayrımcılığı önlemek, kadının insan haklarını geliştirmek, kadını ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda etkin hale getirmek ve eğitim düzeyini yükseltmek amacına yönelik olmalıdır. Bu kapsamda stratejiler geliştirmek, plan ve programları oluşturmak ve temel politikaların belirlenmesine katkıda bulunmak da önemli bir hedefimiz olmalıdır. Amacımız hem ulusal hem de uluslararası düzeyde, kadınların demokratik, eşitlikçi ve barışçı bir toplum düzeni içerisinde yaşamalarını sağlamak için kadın-erkek eşitliğinin toplumsal kalkınma sorunu olarak algılanması amacıyla kamuoyunu bilgilendirmek olmalıdır.
Bülten: Yapılan kamuoyu araştırmaları, Türkiye’de kadınların toplumsal hayata sağladıkları ekonomik katkının karşılığını alamadıklarından şikayetçi olduklarını gösteriyor. Sizce bu sıkıntının aşılmasında hangi yollar izlenmelidir? Sabancı: Bu konuda, sanırım, geleneksel olarak erkek ve kadına biçilen roller, ve uygulamadaki yanlışlıklar sıkıntının belirleyici unsurları olarak karşımıza çıkmaktadır. Düşük eğitim düzeyi, kadının toplumsal statüsünün de düşük olmasına neden olmaktadır. Okula gönderilmeyen kız çocuğu iş güç sahibi olamıyor, politikaya atılamıyor, sanatçı olamıyor; çalışmasına izin verilmeyen kadın ev kadınlığı rolünü benimsemek zorunda kalıyor. Bunun bir uzantısı olarak ev içinde gerçekleştirilen sorumluluklar kadın tarafından üstlenilirken ev dışında iş hayatında gerçekleştirilen sorumluluklar erkek tarafından üstleniliyor. Türkiye'de, çalışma çağındaki kadın nüfusun sadece yüzde 24.3'ünün çalıştığını, bunun, yüzde 56 oranındaki AB ortalamasının çok gerisinde bulunduğunu belirtmek isterim.
Kadınların iyi eğitim almaları, erkeğin evde iş bölümüne katılımı ve kadınların iş yaşamına teşvik edilmesinde sağlanacak gelişmeler sıkıntıların aşılmasında ve cinsiyet ayırımcılığı nedeniyle aynı işe farklı kazanç veya cinsiyete dayalı iş ayırımı gibi uygulamaların ortadan kalkmasında önemli bir yer tutacaktır. Ben kişisel olarak, yukarıda belirttiğim gelişmeler sağlanırsa kadınların güçlü olacağına, yapabileceklerine inandıkları her seviyedeki işe talip olabileceklerine ve başarıyla yürüterek sağladıkları ekonomik katkının karşılığını alacaklarına inanıyorum.
Bülten: Türkiye, karar alma meka-nizmalarındaki kadın sayısı açısından dünya ortalamasının oldukça gerisindedir. Kadınların bu alanda daha aktif olmalarını sağlamak, sizce ne anlama gelmektedir? Sabancı: Bu sorunuzun önemli bir kısmına yukarıda yanıt verdiğimi sanıyorum. Geleneksel hale gelmiş bazı uygulama ve algılamaların ortadan kaldırılması ve hızla iyileştirilmesi için değişim sürecinin başlatılması ve iyi yönetilmesi gerekmektedir. Türkiye’ de parlamentoda bulunan kadın (milletvekili) oranı sadece yüzde 4,36’dır. Günümüzde, kadınların parlamentoda temsil oranlarına bakıldığında, İsveç'te yüzde 40, Norveç'te yüzde 36, Danimarka'da yüzde 34, Fransa'da yüzde 11 ve İspanya'da yüzde 13’tür. Dünya ortalaması ise yüzde 16 civarındadır. Yerel yönetimlere baktığımızda, belediye başkanlarının sadece 0,46’sı, belediye meclis üyelerinin yüzde 2,4’ü ve il genel meclisi üyelerinin yüzde 1,81’i kadındır. Dünyada ortalama olarak, kadın belediye başkanları oranı yüzde 10, kadın belediye meclisi üyeleri yüzde 21 civarındadır. İlk aşamada altı ilimizde yürütülecek çalışmalar ve başarıyla uygulanacak projelerin ülkemizin diğer illerine de tekrarlanabilir örnekler oluşturacağına ve değişimin öncüsü olacağına inanıyorum.
Bülten: Kadınlara çalışma hayatında başarı için ne gibi önerileriniz olabilir? Sabancı: Kadınların doğasında var olan azim, liderlik ruhu ve duygusal zeka gibi çok önemli beceriler iş yaşamı açısından çok önemli avantajlardır. Bu avantajların farkında olmak ve sabırla çok çalışmak kadınların en önemli silahıdır diye düşünüyorum.
Bülten: VAKSA’ nın toplumsal duyarlılık alanında yaptığı diğer çalışmalar ve hedefleri hakkında bize kısaca bilgi verebilir misiniz? Sabancı: Vaksa’nın temel kuruluş amacı, halka ve gençliğe yaygın bir hizmet götürmek, ülkenin sosyal ve kültürel yönden gelişmesine katkıda bulunarak, devletin bir kısım yükümlülüklerini üstlenmektir. Vaksa, halka ve gençliğe yaygın bir hizmet götürmek, ülkenin sosyal ve kültürel yönden gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla: Eğitim ve öğretimi desteklemek için Türkiye’ nin hemen her bölgesinde okul ve öğrenci yurtları yaptırmış, sağlık tesisleri kurmuş ve mevcutları desteklemiştir. Bilimsel çalışmaları, sanatsal, kültürel ve sosyal faaliyetleri destekleyerek, kültür merkezleri, kütüphaneler ve spor tesisleri meydana getirmiş, yarışma ve festivallerin düzenlenmesine katkıda bulunmuştur. Her yıl yüzbinlerce kişi ve öğrencinin yararlandığı bu olanaklar toplumun gelişmesine önemli katkılar sağlamaktadır. Vaksa, daha geniş kitlelere hizmet götürmek ve bireylerin yaşamlarında olumlu değişikliklerin gerçekleşmesine katkıda bulunmak amacıyla çalışmalarını ‘herkes için daha iyi bir yaşam standartı’ hedefi üzerine yoğunlaştırmaktadır. Vaksa, bu kapsamda, yoksulluk, gelir dağılımı, cinsiyet eşitliği, çevre, tüketici sorumluluğu, insan hakları, engelliler gibi konulara odaklanarak toplumsal duyarlılık alanındaki faaliyetlerini genişletmeyi hedef-lemektedir. Vaksa toplumun geniş kesimlerine hitap eden bu tür projelerde Sivil Toplum Kuruluşları, Kamu Kurumları, özel sektör ve uluslararası kuruluşlarla birlikte çalışmanın önemini bilmekte ve ülkemizde bu kültürün gelişmesine destek olmaya da çalışmaktadır. Vaksa, kurucusu olduğu Sabancı Üniver-sitesi’ndeki akademik deneyim ve birikimlerin bu faaliyetlerin başarıyla gerçekleşmesine önemli bir katkı sağlayacağına inanmaktadır. ‘Birleşmiş Milletler Ortak Programı’, ‘7 Çok Geç’ kampanyası kapsamındaki ‘Beslenme Projesi’ ve Sabancı Üniversitesi’nin Sivil Toplum Kuruluşları ile birlikte yürütmekte olduğu ‘Toplumsal Duyarlılık Projeleri’ bu çalışmaların en güzel örnekleridir. |
|